E2 Emisyon Grubu









2. Emisyon Grubu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en fırtınalı, en dramatik ve lojistik açıdan en talihsiz banknot serisidir. 1930 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) kurulması ve 1928’deki Harf Devrimi, yeni bir para serisine geçilmesini zorunlu kılmıştı. Bu doğrultuda hazırlanan 2. Emisyon grubu paralar, 1937 ile 1944 yılları arasında kademeli olarak piyasaya sürüldü.
Bu seriyi özel kılan unsur, tasarım aşamasından tedavül sürecine kadar İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde kalması ve Türk finans tarihinde ilk kez iki farklı liderin portresini üzerinde taşıyan tek emisyon grubu olmasıdır.
Harf Devrimi ve Yeni Merkez Bankası’nın İlk Paraları
1.Emisyon paraları Osmanlı alfabesiyle ve Maliye Vekaleti adına basılmışken, 2. Emisyon grubu tamamen yeni Latin alfabesiyle basıldı. Paraların üzerinde ilk kez devletin değil, bağımsız bir kurumun adı olan "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" ibaresi yer aldı. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Fransızca geleneği bu seride de devam ettirildi ve paraların üzerinde Türkçe ibarelerin yanı sıra Fransızca açıklamalara da yer verildi.
İki Farklı Cumhurbaşkanı ve Portre Değişimi
1. Emisyon grubu basım aşamasındayken, 1938 yılında Mustafa Kemal Atatürk vefat etti ve cumhurbaşkanlığı makamına İsmet İnönü seçildi. O dönem yürürlükte olan kanunlar gereği, paraların üzerine görevdeki devlet başkanının resminin basılması gerekiyordu. Bu durum, 2. Emisyon grubunda çok benzersiz bir ayrışmaya yol açtı:
-
Atatürk Portreli Paralar: Serinin ilk tasarlanan kupürleri olan 5 ve 10 Türk Lirası, Atatürk’ün sağlığında basıldığı için onun portresini taşıyordu.
-
İnönü Portreli Paralar: Atatürk'ün vefatından sonra basımına başlanan 50 kuruş, 1, 2.5, 50, 100, 500 ve 1.000 Türk Liralık banknotların üzerine ise yeni Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün portreleri yerleştirildi. Böylece aynı emisyon grubu içinde iki farklı liderin paraları piyasada aynı anda döndü.
Savaşın Ortasında Lojistik Kabuslar ve Batan Gemiler
Türkiye’nin o yıllarda halen yüksek güvenlikli para basacak kendi matbaası yoktu. Bu yüzden 2. Emisyon paralarının basımı İngiltere (Thomas de la Rue), Almanya (Reichsdruckerei) ve Galler’deki fabrikalara sipariş edildi. Ancak tam bu sırada İkinci Dünya Savaşının patlak vermesi, paraların Türkiye’ye getirilmesini tam bir askeri operasyona dönüştürdü. Bu süreçte Türk parasının başına üç büyük felaket geldi:
-
Ege Denizi'ne Gömülen Paralar: İngiltere'de basılan İnönü portreli 50 kuruş ve 100 liralık banknotları taşıyan City of Roubaix şilebi, 1941 yılında Yunanistan'ın Pire Limanı açıklarında Alman savaş uçakları tarafından bombalanarak batırıldı. Denize saçılan ve Yunan köylüleri tarafından yağmalanan bu paralar, Türkiye'ye ulaşmadan hükümet tarafından iptal edildi.
-
Almanya'da Rehin Kalan Paralar: Türkiye, 100 ve 500 liralık bazı banknotların basımını Berlin’deki Alman devlet matbaasına vermişti. Ancak savaşın şiddetlenmesi, İngilizlerin hava ablukası ve lojistik hatların çökmesi nedeniyle Almanya'da basılan tonlarca Türk parası uzun süre Berlin'deki depolarda mahsur kaldı ve ülkeye getirilemedi.
-
Mısır Garabeti: Londra'da basılan ve savaş yüzünden deniz yoluyla getirilemeyen 50 liralık binlerce banknot, çare olarak hava yoluyla Mısır üzerinden Türkiye'ye nakledilmeye çalışıldı. Ancak nakliye sırasında Mısır’daki gümrük depolarında yaşanan bir hırsızlık olayında paraların bir kısmı çalındı. Ankara, güvenliği sarsılan bu 50 liralık banknotları da daha halkın eline bile değmeden anında iptal etmek zorunda kaldı.
Tasarımlar ve Görsel Temalar
Savaşın getirdiği tüm bu yokluklara ve krizlere rağmen 2. Emisyon grubu, estetik açıdan cumhuriyet ideallerini yansıtmaya devam etti. Paraların arka yüzlerinde Türkiye'nin modernleşme hamlelerini ve kültürel zenginliğini gösteren temalar seçildi:
-
Sivas Kalesi ve Şehir Manzarası (1 Lira)
-
Ankara Keçileri (2.5 Lira)
-
Güven Anıtı ve Ankara Planı (5 Lira)
-
İncesu Köprüsü (10 Lira)
-
Boğaziçi’nden Bir Görünüm (50 Lira)
-
Dardanel (Çanakkale) ve Rumeli Hisarı (100, 500 ve 1.000 Lira)
Emisyon grubu paralar, savaş yıllarının getirdiği olağanüstü zorluklara rağmen 1940'ların sonuna kadar piyasada kalmayı başardı. 1947 yılından itibaren ise yerlerini savaş sonrası daha sakin bir dönemde basılacak olan 3. Emisyon grubu banknotlara bırakmaya başladılar.
