top of page

1960 Yılı 10 Lira

27 Ağu
2 dakikada okunur

Ordu yönetime el koymuş, meclis feshedilmiş ve Cumhurbaşkanı ile Başbakan başta olmak üzere tüm hükümet tutuklanmıştı. Ancak ihtilali gerçekleştiren 37 subayın oluşturduğu Millî Birlik Komitesi (MBK) koltuğa oturduğunda çok acı bir gerçekle yüzleşti: Devlet hazinesi tam anlamıyla bomboştu. Ülke ağır bir ekonomik krizin içindeydi, kasada ne nakit para ne de dış piyasaya güven verecek altın rezervi kalmıştı.


Devletin sıcak para ihtiyacını karşılamak için resmi makamlarca yukarıdan aşağıya dikte edilen bir kampanya yerine, tabandan gelen bir dalga tasarlandı. 1. Zırhlı Tugay'a mensup subaylar ve onların eşleri, Haziran 1960'ın ilk günlerinde bir araya gelerek göstermelik olarak parmaklarındaki altın alyansları ve evlerindeki ziynet eşyalarını Hazine'ye bağışladi.


Sonrasında gazeteler ve dönemin tek kitlesel yayın organı olan Ankara Radyosu hemen devreye sokuldu. 9 Haziran 1960 sabahı gazetelerin manşetlerinde ve radyo anonslarında bu bağış hareketi adeta kutsal bir vatan görevi gibi köpürtülerek duyuruldu. Manşetlerde "Ordumuz hazineyi doldurmak için ilk adımı attı, şimdi sıra millette" temalı haberler yer alıyor, radyo spikerleri ajans haberlerinde duygusal tonlamalarla halkı Hazine'ye yardıma çağırıyordu.


Propaganda o kadar güçlüydü ki, kısa sürede dalga dalga tüm ülkeye yayıldı. Sadece zenginler değil; genç sevgililer nişan yüzüklerini, yaşlı kadınlar kulaklarındaki küpeleri, işçiler ceplerindeki son harçlığı bankalar önünde kurulan toplama masalarına bırakıyordu. Hatta iş adamı Vehbi Koç’un(1935 yılında uçak fabrikası için 5000 lira vermiş oda yaklaşık o zaman 3-4 kilo altın yapiyordu ) hazineye tek seferde 26 kilo altın ve koca bir bina bağışladığı haberleri gazetelerde çarşaf çarşaf ilan edilerek halkın motivasyonu canlı tutuluyordu.


Peki, alyansını veren insanlar parmakları boş mu dönecekti? Tabii ki hayır. İhtilal komitesi bu fedakarlığı sembolleştirmek adına hemen bir idari karar aldı. Darphane'ye acil bütçe aktarılarak bakır ve ucuz metal alaşımlardan yüz binlerce hatıra alyans üretilmesi emredildi. Üzerinde "27 Mayıs 1960" yazan bu değersiz bakır yüzükler, altın alyansını devlete teslim eden vatandaşlara birer şeref nişanı olarak dağıtıldı. Halk arasında bunlara "Devrim Yüzükleri" deniyordu.(Belkide insanları fislemek için yapılmıştı) 


Sonrasında askeri cunta, 141 sayılı kanunla Darphane'ye talimat vererek, eritilen gümüş rezervlerinden 4 milyon adet basılmak üzere devasa bir para tasarlattı. İşte bu para, 34 mm çapındaki gümüş 10 Lira'ydı.


Tasarım süreci tam bir siyasi mühendislik harikasıydı. Cunta, dünyaya ve iç piyasaya "Biz demokrasiyi yıkmadık, aksine kurtardık" mesajı vermek istiyordu. Bu yüzden paranın bir yüzüne kılıç, meşale ve sancak tutan ordu elleri yerleştirilirken, tam karşısına dev harflerle "Hakimiyet Milletindir" ibaresi kazındı. Paranın diğer yüzüne ise güvence sembolü olarak Atatürk portresi basıldı. Kanun emriyle bu paranın bakkalda, çarşıda 10 Türk Lirası değerinde geçeceği, yani resmen tedavüle girdiği ilan edildi. Bankalar aracılığıyla da halka dağıtımı başladı.


Ama 2 yıl boyunca ne kadar para toplandığı açıklanmadı ve gazeteler ve mecliste defalarca tartışıldı. 1962 yılına gelince alyans Kampanyası'nın devasa boyutunu ilk kez resmi rakamlarla ortaya koydu. Bakanlığın kayıtlarına göre; kampanya boyunca halk tam 1.451 kilo 356 gram altın ve ziynet eşyası bağışlamıştı. Bunun yanında 20 milyon liradan fazla nakit para toplanmıştı. Toplam yardımın o günkü ekonomik değeri 31 milyon lira...


Ancak bu altınların bir kısmının ordu mensupları için Ankara Yücetepe'de yapılan askeri lojmanların (halk arasındaki adıyla Alyans Evler) finansmanında kullanıldığı iddiaları fısıltı gazetelerinde hep konuşuldu.

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post
  • Instagram
  • Facebook

©2021-2026, GÜZİDE KOLEKSİYON tarafından kurulmuştur.

Site içeriğinin yanı sıra güzidekoleksiyon sayfasından metinleri ve fotoğrafları kopyalamak, yönetici onayı olmadan izin verilmez. 

bottom of page